Hekim sendikaları üzerine

Hekim sendikaları üzerine



*** 6 Şubat 2022 tarihinde https://www.isghaber.com.tr de yayımlanan röportaj
İSG HABER AJANSI

Fikir ayrılıkları yeni sendikalar kurduruyor

Son dönemde sıklıkla yaşanan hekimlerin ücret ve şiddet gibi sorunları fikir ayrılıklarına sebep oldu. Hekim-Sen, Tabip-Sen, Hekim Birliği-Sen adında üç sendika açıldı. Bu sendikalar hakkında Türk Tabipler Birliği İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Kolu Başkanı Dr. Metehan Akbulut'un görüşlerini aldık.

- Türkiye'de hekimlerin sorunları artarken yaşanan fikir ayrılıkları yeni sendikaların kurulmasına neden oluyor. Bu konu hakkında görüşleriniz nelerdir?

Son zamanlarda işkolumuzda kurulan sendikalar hakkında görüşlerimizi açıklama olanağı sağladığınız için teşekkür ediyorum.

Öncelikle üç konunun altını çizmekte yarar var.

Birincisi: Hekimlerin ve emeği ile geçinen herkesin hakları için mücadele etmesi ve bu mücadelesini kurumsal bir örgütlülük içinde yaşama geçirmesi çok değerlidir. Kuşkusuz demokratik niteliğe sahip, sözünü eyleme dönüştürebilen dernek ya da sendika adını almış her örgütlenme girişimi hekimlerin mücadelesine güç katar.

İkincisi: Hekimlerin örgütlenmesi ile ilgili bilinçli ve sistemli olarak yanlış bilgilendirmeler yapılıyor; yani hekim sendikası diye bir durum yok. Hekim-Sen, Tabip-Sen, Hekim Birliği-Sen adındaki örgütlenmelerin hiç birisi meslek sendikası değil. Kaldı ki ilgili sendikaların tüzüklerinde kimlerin üye olabileceği açıkça yazmakta. Hekim, hemşire, hizmetli, sosyal hizmet uzmanı, sağlık memuru, teknisyen vs. kısacası sağlık ve sosyal hizmet işkolundaki bütün çalışanlar üye olabiliyor. Buna rağmen kendilerini hekimlerin sendikasıyız diye lanse ediyorlar. Bilinçli ve sistemli olarak gerçeği gizliyorlar. Kendilerine yanlış bilgi verildiği için bu sendikalara üye olan meslektaşlarımızın bu gerçeği bilmeleri çok önemli.

Fikir ayrılıklarını gerekçe göstererek kurulan bu sendikaların hekimlerin birliğini sağlamaya yönelik ve sadece hekimlerin çıkarlarını savunacağını söylemeleri tam bir aldatmaca.

Üçüncüsü: Bu sendikaları kurarken özellikle Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile olan fikir ayrılıklarını öne sürüyorlar. Meslek örgütleri ve sendikalar zaman zaman birbirlerine alternatif yapılanmalar gibi gösterilmeye ve algılatılmaya çalışılmaktadır. Meslek örgütleri ile sendikalar farklı örgütlenmeler. Ortak noktaları olsa da görevleri, işlevleri, yetkileri çok farklı. Örneğin TTB hiçbir zaman bir sendika alternatifi değildir. Aile Hekimleri Derneği de hiçbir zaman sendika alternatifi değildir. Sendikalarda TTB'nin veya AHEF 'nin alternatifi değildir. Her örgüt farklı gereksinimlerden doğmuştur. Örneğin sendikaların üye olmayanlar üzerinde hiçbir hukuksal yaptırım aracı bulunmamaktadır. Oysa kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları, mesleğe ilişkin faaliyeti yerine getiren herkesi kapsayacak deontoloji ilkeler ve kurallar getirirler. Bu kural ve ilkeler hükümet programı ile aynı yönde olmak zorunda değildir. Bu ayrılık, örneğin TTB ile, gerilimin nedenlerinden biridir. Kamu kurumu niteliğinde olan TTB, hekimlik mesleğini gerektiğinde siyasal programa karşı da savunmaktadır.

Kaldı ki; sadece Hekim-Sen, Tabip-Sen, Hekim Birliği-Sen gibi isimler verildi diye birlik olunamayacağı, kalıcı örgütlenme sağlanamayacağı ve kazanımlar elde edilemeyeceği çok açık. Önemli olan doğru araçlarla doğru mücadele yöntemleri geliştirilmesidir. Arka planında bir kurucu iradenin (en azından bazılarının) olduğu bu örgütlenmelerin bırakınız hekimlerin, birliğini sağlamayı daha da böleceği ve yürütülen mücadeleyi zayıflatacağı çok açık.  

Bir başka dikkat çekmek istediğim nokta  ise özellikle yanlış hedef işaret etmeleri. Bugün hekimlerin yaşadığı sorunların çözülmemesinin birinci derecede sorumlusu siyasi iktidar değil mi? Bu gerçeğe rağmen bu örgütler sorunları sıralıyor, ancak asıl sorumluları özellikle işaret etmiyorlar. Sorunların çözülmemesinin nedeninin TTB olduğu gibi bir algı yaratmaya çalışıyorlar.

-Sadece hekimlerin üye olabildiği sendikalar olmadığını söylediniz. Biraz açar mısınız?

Uluslararası hukuka açıkça aykırı olmasına rağmen ülkemizde 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu meslek sendikacılığına izin vermemektedir. Ancak bizler mücadeleyi yasalara dayanarak, yasaların izin verdiği sınırlar çerçevesinde değil, fiili durum üzerinden, mücadeleyle kazandığımız meşruiyet üzerinden sürdürürüz. Çünkü; haklar yasalardan önce gelir.

Hatırlanacağı gibi her türlü yasaklamalara, engellemelere, baskılara  rağmen kamu emekçileri olarak,90’lı yıllarda yürüttüğümüz fiili ve meşru mücadeleyle sendikalarımızı kurduk. Doğru bulmasam da isteyenler sadece hekimlerin ayrı sendikaları olması için mücadele elbette yürütebilirler. Ama tüzüklerinde ya da açıklamalarında bunu görmüyoruz. Hekim sendikası kurduklarını iddia edenlerin bu yönde bir mücadelesi de yok. Eğer böyle bir niyetleri olsa yasalar izin vermese de hekim sendikası kurmak için fiili ve meşru mücadele yürütürlerdi.

Sağlık alanının ve başta hekimler olarak, çalışanların çok fazla sorunu var. Sağlıkta dönüşüm programı nedeniyle sorunlarımız giderek artmakta. Örneğin; performans ve ek ödeme gibi iş yükünü arttıracak, 5 dakikada bir hasta bakmayı, gereksiz ameliyatları teşvik edecek bir sistemde hekimlerin gerek iş yükünün artması gerekse ekonomik ve özlük haklarında gerileme olması kaçınılmazdı ve kaçınılmaz sona artık gelindi.

Böylesine sıkıntılı ortamda, doğru örgütlenmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olmasına karşın hekim sendikaları gibi meslek sendikacılığının ön plana çıkarıldığı ve özellikle TTB eleştirisi üzerinden örgütlenmelerin yapılmaya çalışıldığı bir ortamın doğması aslında çok manidar.

Görünüşteki isimleriyle “hekim” sendikalarının kurdurulması aslında bir bütünün parçalarından biridir. Örneğin Tayyip Erdoğan  sürekli TTB’yi hedef alan açıklamalar yapıyor. Devlet Bahçeli hemen tüm grup toplantılarında TTB’nin kapatılmasını istediğini söylüyor.  Pandemi koşullarında ve halkın TTB’ye güveninin çok yüksek olduğu bir dönemde bunun mümkün olamayacağı çok açık. Bunu başaramayanların değişik görüşteki yandaşlarına kurdurduğu sendikaları ile TTB’yi ve mücadelesini zayıflatmaya çalışmaktadırlar.

Kamuda kurulan bir sendikanın kime, niye zararı olsun? 

Hekimlerin diğer sağlık çalışanlarından ayrı sendikal örgütlenme içinde olması önemli tartışma konularından birisi. Gerek hekimlerin ekonomik, demokratik, özlük sorunlarının çözümüne gerekse eşit, özgür, demokratik, laik ve bağımsız Türkiye yaratılması mücadelesine güç katacak her örgütlenme kuşkusuz çok değerli.  Sadece hekimler değil, emeği ile geçinen herkesin hakları için mücadele etmesi ve bu mücadelesini kurumsal bir örgütlülük içinde yaşama geçirmesi çok önemli. Ancak yukarıda kısaca ifade etmeye çalıştığım gibi meslek sendikacılığı sonuç itibarıyla hekimleri ve birlikte mücadeleyi bölecektir.

Ayrıca sağlık bir ekip işidir. Örneğin; hekimi hemşireden, sağlık memurunu röntgen teknisyeninden ayırdığınızda sağlık hizmetini de parçalamış olursunuz. Bu mesleklerin her biri ayrı bir sendika kurduğunda mücadelede parçalanmış olur. Sadece bu açıdan bakıldığında bile meslek sendikacılığının özellikle sağlık alanında ne denli yanlış olduğu ortaya çıkacaktır.

- Hekimler için sendikaların açılmasının TTB'yi etkileyeceğini düşünüyor musunuz?

Yukarıda ifade etmeye çalıştım; hekim sendikası diye bir durum zaten yok.  Asıl amaç gerek nitelik ve gerekse nicelik olarak özellikle TTB’nin zayıflatılması. Belli bir merkezden yönlendirildikleri çok açık olan bu sendikaların (en azından bazılarının) misyonu bir yandan TTB’yi, diğer yandan da TTB’nin verdiği mücadeleyi bölmeye, parçalamaya ve böylelikle de zayıflatmaya yönelik.

Ancak böyle bir çabanın TTB’yi çok fazla etkileyeceğini düşünmüyorum.  Her türlü saldırı ve yıpratma girişimlerine rağmen TTB Türkiye'nin en güvenilir kurumları arasında üst sıralarda yer alıyor.  Çünkü; TTB, bir demokratik kitle örgütü olarak hekimlere ve topluma karşı sorumluluklarını her zaman yerine getirdi.

Çünkü; TTB, “İyi Hekimlik” demek. TTB, “Hekim hakları mücadelesi” demek.  TTB, halkın sağlık hakkı demek. TTB, çağdaş, laik, bağımsız, özgür, demokratik, emeğin değerini bulduğu, barış içinde bir Türkiye mücadelesi demek.

İzlediği çizgi ve yürüttüğü mücadeleyle yıllardır taammüden hedef alınmasına karşın TTB hala teslim alınamadı. Alınamayacak da.

*Dr. Metehan Akbulut

Türk Tabipleri Birliği İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Kol Başkanı