Hepimiz kendi kor ateşimizi kendi külümüzde saklıyoruz-Ali Mirzaoğlu

Hepimiz kendi kor ateşimizi kendi külümüzde saklıyoruz-Ali Mirzaoğlu



KÜRT MEHMET Malatya'da Devrimci Mücadele üzerinde bir kaç söz. Sevgili doktor öncelikle büyük emek harcayarak kitaplaştırdığınız sözlü tarih çalışmanızdan dolayı sizi kutluyorum. Bilindiği gibi bu ve benzeri çalışmalar zordur surecin içine dahil olanları memnun etmekte .

KÜRT mümkün oldukça polemikten uzak anlatım tercihi, doğru sorular da etkili olmuş. Sahada birinin insan temasının zenginliği de .

Kürt Mehmet yerel yakın çevresi (Ali Demiralp, Ali ihsan Pekdaş) kısa bir süre çalışma arkadaşlarım olmalarından onur duydum, tabii ki sendikal öncü işçi arkadaşlarımdan da. Bu mücadelede katledilen aramızda olmayanları da özlemle saygıyla anıyorum.

Bu çalışmada ilk çepere ulaşıp tanıklıklar test edilmiş olsa da veya anı kitapları ve benzeri kaynaklarla yetinilmiş olması bazı sorulara açık. Örneklersek Divrik'te açığa çıkan potansiyel Sivas sol dinamiklerinin 1970 sonrası bir yansımasıdır. Birinci çeper dışındaki tanıklıklara ulaşılması bunun için önemliydi. Çalışmada tarih (yıl ay ) yanlışlıkları veya olayların bağlaçları anlatım hataları daha az olurdu kanaatindeyim.

Bu ve benzeri sözlü tarih çalışmaları ne yazık ki örgüt bağlamında bir değerlendirme örgütsel bir öz eleştiriden mahrum olduğu için külün altına bırakılan birer kor ateş olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Saha çalışması becerisi yüksek yerel dinamiklerin ki (ben buna tanığım) merkezi örgütlenme, disiplin adına inisiyatif kaybı yer yer itiraz veya hata diye tanımlansa da 12 Marttaki KÜRT MEHMET ile 12 Eylüldeki KÜRT MEHMET farklı. 12 Eylül döneminde ki soruların cevabı kendisinde saklı. Ne yazık ķi hepimiz kendi kor ateşimizi kendi külümüzde saklıyoruz. Dolayısıyla iş gelecekteki araştırmacıların analizine kalıyor.

KÜRT MEHMET’ in işkencecilere teslim olmaması onur verici. Ne var ki sorumlu çeperindeki şu veya bu nedenle bedel ödeyen kişilerin yaşadıklarına da cevap olmalı. Yoldaşım KÜRT MEHMET'in tarihe tanıklığı benim içinde çok değerli.

BİR DÜZELTME:

Mirza Arabacı düzeltme yazısını bana da göndermişti gerek kitaptaki metin gerekse Mirza’nın düzeltme yazısı yanlışlar içerince kendi tanıklığım önem kazandı. Nahoş olayda bende vardım.

Sivas'ta devlet memuru iken 1972 de tutuklandım, 141 142 den yargılandım ve delil yetersizliğinden davam beratla sonuçlanınca göreve geri döndüm 74 affı sonrası kısmı demokratik bir ortam oluştu. Yerelde TÖB-DER, TÜM-DER, TUTED kuruldu, Sivas Halk Sevenler Gençlik Derneği vardı. Ben TÜM-DER şube başkanıydım, Yeraltı Maden-İşte ten Abdullah Nihat Yılmaz'ı ve Cevat Taşıran'ı tanıyordum. Israrları üzerine istifa edip sendikada çalışmaya karar verdiğim günlerdi. İstifa etmeden son yıllık iznimi kullanırken Cevat, ben, Gültekin ev arkadaşım Divrik’li Şahin Küçük’le birlikte gittik. Sendikal çalışmayla ilgiliydik, belli çalışmalar yapılmıştı. Süleyman Kırteke’lerinde çalışmaları vardı. İşçilerin genel eğilimi Yeraltı Maden-İşte ten yanaydı. Kırteke’lerin Sivas'taki Bağımsız Maden İşçileri Sendikası DiSK bağlı Dev-Maden Sen’e katılma süreçlerini yaşıyordu. Süleyman Kırteke’lerle zaman zaman TÖB -DER lokalinde karşılaştığımızda sohbetlerimiz oluyordu Nedim hocaya hepimiz saygı duyuyorduk mücadele insanıydı.

Konumuza dönecek olursak; Divrik'te bulunma nedenimiz Türk- İş’e bağlı Cevher-İş Sendikasının yaklaşan genel kurul hazırlıklarıydı biz bu nedenle oradaydık. Hikmet Kaya’nın evinde öncü işçilerle toplantı yaptık. Hikmet Kaya’nın başkanlığında listeyle girilsin. Bir senaryo olmazsa çarşaf listeyle yönetime girmek. Hikmet Kaya ikinci senaryoyu daha doğru buluyordu. Toplantıda Sait Aydoğmuş, Kemal, Ali Çaynak hatırladıklarım; zaten dar bir toplantıydı. Kürt Mehmet'in orda olması nedenini bilmiyorum. Cuma Gürsoy vasıtasıyla Süleyman Kırteke’lerden bir toplantı talebi geldi ve olur denildi. Dere yatağında kavaklık bir yerde buluştuk; işçilerden Sait Aydoğmuş ve Ali Çaynak katıldı diğer arkadaşların katılmasını sendikal çalışma nedeniyle uygun görmedik. Tarih 1976 yaz sonuydu (ben 15 Eylül 1976 da istifa ederek sendikada örgütleme uzmanı olarak çalışmaya başladım) olay yaklaşık olarak Mirza Arabacı’nın anlatımı gibi oldu. Yalnız biz Süleyman’la Kürdü ayırma çabasına girdik. Ben Mirza’nın silahı kaldır diye hamle yaptım, Mirza ile bir hukukumuz vardı. Mirza ceza evi arkadaşımdı, Murat Genç ev arkadaşımdı, Süleyman’la da diyaloğum vardı. Doğrusu Süleyman Mirza’yı silahı kaldır diye uyardı ve toplantı sonlandı. (Gerginlik İlyas Aydın) konuşulurken oldu.

Ben Yeraltı Maden-İş’ te işe başladım kongre sürecine Müfit Sakallı ile geldim. Genel kurula Süleyman ile Mirza da gelmişti ve bu arkadaşlarla birlikte hareket ettik. Hikmet Kaya, Sait Aydoğmuş ve Kemal arkadaşlarımız yönetime girdi. Başarı hepimizin oldu.

İKİNCİ DÜZELTME

Devrimci Yol bildirgesi 1977 Nisan ayı olmalı ayrılığımız o zaman başladı. 77 1 Mayıs katliamında Abdullah Nihat Yılmaz Genel Sekreter olarak bir açıklama yaptı. Bunu da Devrimci Yol’ da ki arkadaşlar beğenmedi ve ayrılık su yüzüne çıkınca Devrimci Yol’dan fiili müdahaleyle devre dışı bırakıldık. Yaptığımızı toplantıda sendika zarar görmemesini esas aldık, emeğimizin heder olmasını istemedik. Genel sekreter Abdullah Nihat Yılmaz, Çeltek Şube başkanı Cevat Taşıran, Taner Hazer, Ali Mirzaoğlu, Müfit Sakallı sendikadan ayrıldık. Ardından DİSK ‘ten birlikte çalışma önerisi geldi. Maden-İş’ten ve Bank-Sen’den öneriler geldi ve benimle Müfit Bank-Sen de işe başladık . Abdullah Nihat Yılmaz Maden-İş’te Ankara bölge Başkanı oldu. Cevat Seydişehir ve Kırıkkale’de görev yaptı. Tamer Hazer sendikalarda çalışmak istemedi. Sonuçta Çetin Uygur’la Sıkı Yönetim mahkemelerinde iki tutuklu olarak DİSK duruşmalarında sendikaları savunduk.

YOLDAŞÇA SELAMLAR.