Kürt Mehmet ismi nereden geliyor?

İsterseniz ilk olarak Kürt Mehmet ile başlayalım. Neden Kürt Mehmet olarak anılıyorsunuz? Bu, hareketimiz içindeki kod adınız mıydı?

Hiç ilgisi yok. Belki de hareketimizin içinde kod adı verilmeyen nadir kişilerden biriyimdir.

Köyüm etnik olarak Kürt ve anadilim Kürtçe. Ülkemizde anadilinde eğitim olmadığı için Kürt çocukları genellikle okula başlayınca Türkçeyi öğrenmek zorunda kalır, ben de ilkokula başlayınca Türkçeyi öğrendim. Tabii ki bir program dâhilinde öğretilmediği için Türkçeyi zar zor hatta yetersiz öğrenmiştim.

İlkokulu bitirdikten sonra köyümüzde ortaokul olmadığı için Malatya şehir merkezine geldim. Bir köylü ve Kürt çocuğu olarak şehirdeki okula uyum sağlamakta çok zorlandım. Şehirde köyümüzden farklı bir dil, kültür ve yaşam tarzı vardı. Köyde öğrendiğimiz Türkçe, yarım yamalak ve yöresel konuşmanın hâkim olduğu bir Türkçeydi. Bildiğim Türkçenin şehirde konuşulan okul Türkçesi yani İstanbul Türkçesi ile alakası yoktu.

Hasan Varol Ortaokuluna başladığımda, hem köy hem de Kürt aksanı ile konuştuğum için şehirli çocuklar benimle alay ederlerdi. Hiç unutmuyorum ortaokul ikinci sınıf öğrencisiyim. Okulun çıkışında, okulun bitirimlerinden Fikret isimli biri, arkamdan “Kürt” diye takılıp benimle alay etmeye başlamıştı. Aslında bunu ilk defa yapmıyordu. Sürekli sataşırdı bana. Fikret, iri yarı okulun en kavgacı öğrencilerinden biriydi. Ondan çekindiğim için sürekli alttan alıyordum. Bu davranışım onu fazlaca cesaretlendirmiş olacak ki bu kez sataşmak yerine saldırıya geçti. Dediğim gibi bu çocuktan çok çekiniyordum. Çünkü hem benden daha iri yarı hem de kavgacıydı. Tekme atmaya başladı. “Erkeksen gel, dövüşelim!” diyerek üstüme üstüme geldi. Canıma tak etmişti. O anda bütün cesaretimi toplayarak Fikret’e vurmaya başladım. Darbelerim karşısında yere düştü. Yerden kalkarsa tekrar saldırır korkusuyla boğazını sıkmaya, aralıksız vurmaya ve tekmelemeye devam ettim. Fikret, bağırarak, “Yeter artık, ne olur bırak! Beni öldüreceksin!” diye yalvarmaya başladı. Bir süre sonra okul arkadaşlarımız araya girerek bizi ayırdılar. Fikret, yerden kalkınca kaçmaya başladı. Belli ki çok korkmuştu. Kaçarken de sürekli olarak “Allah'ın Kürdü beni öldürecek!” diye bağırıyordu.

Ertesi gün okula nasıl gideceğim diye kaygı duyuyor hatta okulu bırakmayı bile düşünüyordum. Eve döndüğümde, yaşananları lisede okuyan ağabeyim Niyazi’ye anlattım. Beni teskin ederek ertesi gün okula kadar götürdü. Okulun önüne geldiğimizde beklemediğim bir tablo ile karşılaştım. Okul arkadaşlarım etrafımda toplanarak beni kahraman gibi karşıladılar. Dövdüğüm çocuk gelip benden özür diledi, barıştık. Bu olaydan sonra okulun artık Kürt Mehmet’iydim. İstemesem de bu lakap bana yakıştırılmıştı. Tüm yaşamım boyunca kimisi bu lakabı beni aşağılamak için kullansa da o günden sonra arkadaşlarım arasında Kürt Mehmet olarak anıldım.

Gelirinin ihtiyacı olan Malatyalı arkadaşlarımıza ve ailelerine aktarılacağı kitaptan edinmek için lütfen iletişime geçiniz:

Kitap istekleriniz için: Metehan Akbulut, GSM: 0535.7777 337, E-posta: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 

 

  • İzlenme: 2204