Neden silahlı saldırıya uğradı?

Neden silahlı saldırıya uğradı?


Urfa’da size yönelik silahlı saldırı girişiminin arka planında ne yatıyordu?***

Toprak Reformu hakkındaki çalışmalarımız, toprak ağalarında rahatsızlık yaratmıştı. Toprak reformu yapılmasının zorunluluğunu sürekli gündemde tutuyorduk. ZMO olarak, kamulaştırma kararının toprak sahiplerine tebliğ edilmemesi yoluyla toprak ağalarının, 210.000 dekar araziyi sahiplenmelerinin önlenmesine yönelik olarak kamuoyunu uyarmak amacıyla, 20 Kasım 1975 tarihinde Urfa Bölge Toplantısı düzenlemiştik. Mevcut sömürü düzeni ve çağ dışı üretim ilişkilerinin bekçiliğini üstlenen belli kesimler toplantımızı bastılar.

Kürsüde konuşma yaparken, birisi silahını çekerek doğrulttu. İsmet Paşa’nın Uşak’taki davranışı aklıma geldi, mikrofonu bırakarak saldırganın üzerine yürüdüm. Göğsümü açarak “Kim vuracaksa vursun!..” diye bağırdım. Bunun üzerine dağıldılar. Kendimi bir anda minibüsün içinde buldum, yanımda iki kadın mühendis arkadaşımız da vardı. Bir tanesi “Sayın Başkan, ufak tefek birisiniz. Bu nasıl bir cesarettir?“ diye sordu. İsmet Paşa’nın Uşak’taki davranışını anlattım. İsmet Paşa Uşak’ta “Siz çekilin, ben yolumu açmasını bilirim…” diyerek kalabalığın üzerine yürüyünce kalabalık adeta ortadan yarılmıştı.

Olayla ilgili Diyarbakır’da basın toplantısı düzenleyip özetle; toprak reformunu yozlaştırma çabalarından örnekler verip, “Faşist komandoların halkımıza gerçeklerin iletilmesini engelleme işlerini yüklendiklerini bir kez daha gözler önüne serdiklerini,” söyledim.

Saldırının gerekçesinin Toprak Reformu ile ilgili çalışmalarınız olduğunu söylediniz. Yeri gelmişken ülkemizde bir türlü yapılamayan “Toprak Reformu” meselesini ayrıntılı konuşalım istiyorum. Bir ziraat mühendisi ve örgütün en tepesindeki insan olarak toprak reformunu zorunlu gördünüz. Bu konuda çok sayıda açıklamanız da var. CHP ve topraksız köylü mevcut durumdan mustarip ve bu reformu istiyorlar. Bütün bunlara rağmen “Toprak Reformu” Türkiye’de neden yapılamadı?

Ülkemizdeki yoksulluğun nedenlerinden birisi, toprak dağılımında görülen dengesizlikti. Topraksız ya da yeterli toprağı bulunmayan köylülerin toprak sahibi olabilmeleri için, anayasamızın öngördüğü toprak reformunun (toplumsal devrimlerin bir parçasıydı) gerçek anlamı ile uygulanması şarttı. Ancak hiç de kolay değildi. Ciddi bir direnç vardı.

Örneğin, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk (TBMM açılışında yaptığı konuşmalarda toprak reformunu görev olarak milletvekillerinin önüne koymasına rağmen) bile toprak reformunu gerçekleştiremedi, yaptırmadılar.

Atatürk döneminde bile toprak reformunun yapılamaması da ilginç!

Bir ilginçlik yok. Aslında CHP kurulduktan hemen sonra yani baştan beri toprak reformu yapılması düşünülüyor. Osmanlı feodalitesinden kalan siyasi artıkların etkisini kırmak, o dönemden kalma yerel iktidarları dağıtmak için toprak reformunu elzem görüyorlar. 1915 yılındaki “Tehcir”le birlikte Ermenilerden kalan geniş topraklara da ağalar el koymuştu. Savaş döneminden geride kalan insanlar ise perişanlar. Ağalar onların topraklarına da el koyuyorlar. Genç cumhuriyet, haksız edinilen bütün toprakları, haksız-hukuksuz şekilde ele geçirenlerin ellerinden almayı ve topraksız köylülere dağıtmayı düşünüyor. Ülkenin geleceği, kurtuluşu için bunu şart görüyorlar. Çünkü Osmanlıdan, yeni cumhuriyete kalan hiçbir şey yok. Fabrika yok, üretim yok. Üstelik borç var. Borç ödeyebilmek için de üretim gerekiyor. Kırsal üretim dışında yapılabilecek bir üretim de yok. Nüfusun %85’i köylerde yaşıyor. Bunlara yeni üretim araçlarının öğretilmesi lazım ki üretim artsın. Ön çalışma ve eğitim yapılması için yurtdışından uzmanlar davet ediliyor. Bunların bir kısmı Türkiye’de kalarak tarımsal gelişime ilişkin halkın eğitimiyle ilgileniyorlar. Örneğin, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nden, (SSCB) Almanya’dan, Amerika’dan gelen uzmanlar raporlar hazırlıyorlar.

***CHP'nin Reddi Mirası, Orhan Akbulut Kitabı-Dr.Metehan Akbulut sayfa:134-136