Niyazi Tekin

Ağabeyiniz Niyazi Tekin 10 Nisan 1971 gece yarısı İstanbul Cağaloğlu’nda bulunan Balıkesir Öğrenci Yurdunda, Ülkü Ocakları üyesi komandoların silahlı saldırısı sonucu ağır yaralandı ve on gün sonra yaşamını yitirdi. Hedef doğrudan Niyazi Tekin mi?

Sanmıyorum, o dönem Balıkesir Öğrenci Yurdunda solcu öğrenciler kalıyordu. Faşistler korkutmak, sindirmek amacıyla yurda baskın düzenliyorlar. Ağabeyim o yurtta kalmıyordu, orayı korumak amacıyla bulunuyor.

Ağabeyiniz Niyazi Tekin’in vurulduğunu nerede öğrendiniz?

Gaziantep DEV-GENÇ’te toplantıdaydım. Mihri Belliler ile gitmiştim. Ağabeyimin vurulduğu haberi, radyolarda yayımlanmış, gazeteler yazmış haberim olmamıştı. Gaziantep'teki köylülerim orada olduğumu duymuşlar. Seninle konuşalım diyerek beni bir kenara çektiler. Ne olduğunu sordum. Ağabeyimin vurulduğunu, hastanede yattığını söylediler. Apar topar İstanbul’a gittim.

Ağabeyimin vurulmasına çok üzülmüştüm. Cerrahpaşa Hastanesinde yatıyordu. Doktorlar, karaciğer, böbrek ve pankreasının parçalandığını söylediler. Yaşayabileceği konusunda ümitli konuşmadılar.

O günlerde Mahir Çayan’ın size geçmiş olsun dileklerini gönderdiğini okudum. Anlatabilir misiniz?

Bu konuyla ilgili tamamen benden kaynaklı yanlış anlaşılma (bilgi) var. Doğrusu, Mahir Çayan geçmiş olsun dileklerini iletmedi, kendisiyle yüz yüze görüştük.

Şu anda ismini hatırlamadığım birisi gelerek Mahir Çayan’ın benimle görüşmek istediğini söyledi. Arkadaşla birlikte hastane yakınlardaki bir eve gittik. Kısa bir süre sonra Mahir geldi. Ağabeyimin vurulmasından dolayı beni teselli etmeye çalıştı. Mücadele içinde bunların olabileceğini, her şeye rağmen mücadeleye devam etmemiz gerektiğini vurguladı. Uzunca sohbet ettik. Malatya ve Gaziantep’te Mihri Belli ile yaptığımız tartışmalar üzerine konuştuk. Mahir, “Mihri Belli ve arkadaşları bana göre mücadeleyi bıraktı. Bizim savaşımız devam ediyor!” dedi.

Görüşmemiz iş adamı Mete Has’ın kaçırılma eyleminden çok kısa bir süre sonraydı. Mete Has eylemini başarılı bir şekilde tamamladıklarını, eylemlerinin süreceğinden söz etti. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, teşekkür ettim sonra vedalaştık.

Niyazi Tekin vurulduktan on gün sonra yaşamını yitirdi. Cenazenin teslim edilmesi sırasında bir sorun yaşadınız mı?

Ağabeyim 21 Nisan 1971’de yaşamını yitirdi. Ölüm haberi gazetelerde yer aldı. Arkadaşlarının hazırladığı bildiri gazetelerde çıktı. Örneğin, Cumhuriyet gazetesi ölüm haberini vererek İktisadi Ticari İlimler Akademisindeki arkadaşlarının yayınladığı bildiriden alıntılara yer verdi. “..Niyazi Tekinler öldürüldükçe egemen sınıflara indirdiğimiz darbeler daha hız kazanacak ve onlar akıttıkları kanlarda boğulup yok olacaklardır...” gibi.

İstanbul’da, bürokratik sayılabilecek nedenlerden do-layı, morgdan cenazenin bize tesliminde kısa süreli gecikme yaşandı. Morg önünde kitlesel protesto oldu. Gecikmenin kasıtlı olmadığını düşünüyorum. Arkasından cenazeyi teslim aldık.

Cenaze törenine DEV-GENÇ adına katılanlar oldu mu?

İstanbul ve Ankara’daki devrimciler bizi hiç yalnız bırakmadı. Sürekli yanımızda oldular. Arabaların tutulması, cenaze töreninin hazırlanması gibi birçok pratik işi organize ettiler. İstanbul’daki devrimciler içinde Malatya’dan birçok arkadaş vardı. Hüseyin Özkan, Cafer Şen, Sadık Takmaz ve daha birçok arkadaş geldi. Hüseyin Özcan cenaze törenine yetişemedi, ancak iki gün sonra gelebildi.

DEV-GENÇ Genel Merkezi adına Genel Merkez yönetiminde olan Oğuzhan Müftüoğlu, cenazeye Ankara’dan katıldı. Ayrıca Mustafa Karadağ arkadaşımız da Ankara’dan cenaze töreni için gelenler arasındaydı. Zaten İstanbul’dan konvoyla çıkmıştık. Ankara’daki karşılama sonrası konvoyla hep birlikte Malatya’ya geldik. Cenazedeki kortejin düzenlenmesi, kimlerin konuşacağı gibi konuları bu iki arkadaşımız organize etti. Kitlesel katılımın olduğu bir cenaze töreni oldu. Cenazeyle birlikte Atatürk Anıtı önüne geldiğimizde ilk olarak Oğuz, uzun bir konuşma yaptı. Hüseyin Özkan ve ben de birer konuşma yaptık. Malatya Orduzu Aslantepe Mezarlığı’na defnettik.

Oğuzhan Müftüoğlu ile esas olarak samimiyetimiz bu sırada başladı. Ağabeyimin cenazesine, taziyesine gelmesi beni duygusal olarak çok etkiledi, ailemi onurlandırdı. Bunu hiçbir zaman unutamam. Oğuz’a karşı sempatim, saygım hep vardır.

Arkadaşlarımız acımızı paylaştılar, bizimle birlikte oldular, kitlelerin karşısında bizimle birlikte göründüler.

Gelirinin ihtiyacı olan Malatyalı arkadaşlarımıza ve ailelerine aktarılacağı kitaptan edinmek için lütfen iletişime geçiniz:

 Kitap istekleriniz için: Metehan Akbulut, GSM: 0535.7777 337, E-posta: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 

 

  • İzlenme: 4145