Sağlık sistemi artık bir ticari faaliyet

***Antalya Gerçek Akdeniz Gazetesinde 26.10.2022 tarihinde yayımlanmış röportajın tamamı

Sağlık Bakanı, Doktor Rümeysa Şen’in bir nöbet ertesi evine giderken geçirdiği kaza sonucu vefatının ardından, “biyolojik kapasitemizi zorlayacak çalışma süreleri kabul edilemez” açıklamalarında bulunmuştu. Ancak geçtiğimiz süreçte MHRS randevu sistemini hızlandırmak adına, mesai sonrası hekim isteğine dayalı hasta kabulü başladı ve bu sistem mesai sonrası teşvik diye adlandırıldı. Bu getirilen sistem hakkında ne düşünüyorsunuz? Gerçekten randevu sistemini hızlandırdığını düşünüyor musunuz?

Sağlıkta dönüşüm programının uygulamaya geçmesiyle birlikte sağlık sistemi artık bir ticari faaliyet alanı haline getirilmiştir. Sistem insan odaklı olmaktan çıkarılıp kâr odaklı bir yapıya dönüştürülmüştür. Hastanelerin işyeri, hastaların müşteri haline geldiği bu sistemde sağlık hizmetlerinin değerlendirmesinde kârlılık göz önüne tutulmuş niteliğe değil niceliğe öncelik verilmiştir. Müşteri memnuniyeti ana kriter haline getirilmiştir. Bu kışkırtılmış bir sağlık talebi ve beklentisi yüksek bir hasta kitlesi yaratmıştır. Karşılanması mümkün olmayan bu talep ve beklentinin yarattığı sorunlarda sağlık emekçileri hedef gösterilmiş, bu durum bir yanda sağlık emekçilerinde tükenme bir yanda ise sağlıkta artan şiddet olarak karşımıza çıkmıştır. Performans baskısı karşısında ücretli köle haline getirilen sağlık emekçilerinin giderek artan istifa ve erken emeklilik, yurt dışına göç gibi sebeplerle işten ayrılmaları mevcut sağlık emekçisi açığını daha da artırmış, sağlık hizmetlerine erişim giderek zorlaşmaya başlamıştır. Sonuç itibarıyla sağlıkta dönüşüm politikaları iflas etmiştir.  Sağlık emekçilerinin giderek yükselen hak mücadelesi ülke çapında iş bırakmalarla sürmekteyken yöneticiler vaatlerle oyalama, günü kurtarma çabasındalar. Son getirilen düzenleme de bu politikanın parçasıdır. Zaten ağır çalışma koşullarında ezilen, tükenen sağlık emekçilerine “Daha da çok çalışırsanız,  daha çok para kazanırsınız!” mantığı bu kısır döngüyü daha da derinleştirecektir. Uygulamanın sanki bir miktar ücret artışı sağlar gibi görünse de hiçbir derde çözüm olmayacağını mevcut sorunları daha da artıracağını hep birlikte göreceğiz. Sorunun kaynağı sağlıkta dönüşüm politikalarıdır. Çözüm uygulanan sağlık sistemin değişmesidir.

MHRS 10 dakikadan daha kısa arayla randevu veremez diye açıklandı. Ancak hekimler sosyal medya hesaplarından randevu listelerini paylaşıp, bunun doğru olmadığını söyledi. 15 dakika içinde 3 hasta bakması gereken doktorlar vardı. Çocuk ve ergen ruh sağlığı 20 dk, ruh sağlığı ve hastalıkları 15 dk, diş poliklinikleri 20 dk ve diğer poliklinikler 10 dk bakma süresi olarak belirlendi. Bu durum, doktorun hastaya doğru tanı koyması için yeterli bir süre mi? Hekime ne gibi zorluklar çıkartmakta? 

 Herkesin eşit, erişilebilir, ücretsiz, kaliteli bir sağlık hizmeti alma hakkı en temel insan hakkıdır. Bu hakkın kullanımında hasta hekim ilişkisini bozacak kurallar koymak birçok soruna yol açmaktadır. Sağlık hizmetinin mekanik bir bant sistemi gibi planlanmak istenmesi, sağlığı ticari faaliyet olarak gören sağlıkta dönüşüm politikalarının bir sonucudur. Hastasına ne kadar zaman ayrılacağına hekim karar vermelidir.  Her hastanın öznel bir durumu vardır.  Her branşın hastaya yaklaşım ve muayenesi farklı özellikler içerir. Bütün bunları göz ardı ederek hekimleri 5-10 dakikada hasta bakmaya zorlamak, hem hizmetin kalitesini düşürmekte, hem de hızlandırılmış bir muayene sonucu hekimlik uygulamalarında hatalara (malpraktislere) yol açmaktadır. Aynı zamanda sağlıkta şiddetin ana nedenini oluşturmaktadır. Hekimlerde ise mesleki tatmin duygusunu azaltmakta, motivasyonu düşürmektedir.  Hızlandırılmış bir hasta muayenesi hekimlerin yanlış yapmamak adına daha çok tetkik istemelerine ve daha pahalı bir sağlık hizmetine yol açmaktadır.  Bu hızlandırılmış muayenelerde derdine çözüm bulamayan ya da verilen hizmetten tatmin olmayan hastalar, başka bir hekim, başka bir hastane arayışına girişmektedir. Bu arayış talebin giderek artmasına yol açmaktadır. Aynı sorun nedeniyle 4-5 hekim ya da hastane gezen hastaların totalde sisteme getirdikleri zaman ve maliyet yükü muayene sürelerinin daha bilimsel ve insani olarak belirlenmesiyle rahatlıkla azaltılabilir. Sonuç olarak muayene süresini hizmeti veren hekim belirlemelidir. Hekimler yemin ettikleri Hipokrat andına aykırı hareket etmeye zorlanmamalıdır. 

Sizce kamu hastanelerindeki randevu probleminin nedeni nedir? Devlet ne gibi bir politika izlerse bu hem hekim hem de hasta için daha yararlı bir çözüm olur?

 Kısaca maddeleştirirsek

  • Sağlıkta dönüşüm politikalarının yarattığı kışkırtılmış sağlık talebi
  • Birinci basamak sağlık hizmetlerinde sağlıkta dönüşüm politikalarının olumsuz etkileri, koruyucu hekimlik hizmetlerinin yeterince verilememesi, bunun yerine tedavi edici hekimlikle sağlığa 2.-3. basamakta çözüm aranması,
  • Sevk zincirinin uygulanmaması sonucu en basit sorunlar için bile 2. ve 3. basamakta çözüm arayışının getirdiği yığılmalar,
  • Sağlık Hizmetlerinde başarı kriteri olarak niteliği değil niceliği göz önünde almak ve kışkırtılmış sağlık talebini karşılamak için 5-10 dakikada hasta bakmaktan dolayı hastanın sorununa çözüm getirememek. Buna bağlı olarak hastanın başka hekim ve hastanelere başvuruları sonucu sistemde katlanarak artan randevu talepleri
  • Hekimler üzerinde giderek artan iş yükü, yönetim tarafından uygulanan mobbing, sağlıkta şiddet ve malpraktis baskısı olayları yanında ekonomik sıkıntılar sonucu hekimlerin giderek tükenme noktasına gelmeleri ve istifa erken emeklilik ile hekim açığının büyümesi sorunun ana kaynaklarıdır.

Çözüm sağlıkta ticarileşmeye yol açan sağlıkta dönüşüm politikalarından vaz geçilmelidir. Toplum sağlığını önceleyen, koruyucu hekimliğin güçlendirildiği, insan odaklı bir sağlık sistemine geçilmelidir.  

Bunu her fırsatta dile getiriyorsunuz fakat Antalya Tabip Odası olarak sizlerden de dinlemek isteriz, sağlıkta daha güvenilir bir hizmet sunabilmek için talepleriniz nelerdir? 

Sağlık temel bir insan hakkıdır. Bilimsel veriler sağlık hakkının kullanımı için kamusal yaklaşımla oluşturulmuş sağlık örgütlenmesi içinde basamaklandırılmış sağlık hizmeti gerekliliğini göstermektedir. Sağlık hizmeti sunumunda koruyucu sağlık hizmetleri öncelemelidir. Dünya geneline baktığımızda bu şekilde sağlık hizmetleri organizasyonu yapan ülkelerin sağlık parametrelerinin daha iyi olduğu, daha az bir maliyetle daha nitelikli bir sağlık hizmeti sunduklarını söyleyebiliriz. Ülkemize baktığımızda ise toplumcu sağlık anlayışının egemen olduğu, koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelendiği dönemlerde sağlık alanında büyük başarılar elde edildiğini görürüz. Küreselleşme ile birlikte sağlık alanında uygulanmaya başlayan neoliberal politikalar, sağlığı sermaye için kar edilen bir sektör haline getirmiş, ancak bunun faturasını hastalar ve sağlık emekçilerine çıkarmıştır. Gelinen noktada bu politikalar uygulamanın başlangıcında vadedilen hiçbir olumluluğu yaratamamış ve iflas etmiştir. Toplumcu bir anlayışla yeni bir sağlık sistemi oluşturulmalıdır.

Yurtdışına çıkan sağlık çalışanları bu yıl oldukça fazla, ileriye dönük baktığımızda bölümlerdeki doktorların sayılarının giderek azalması, ileride ne gibi problemlere yol açacak? 

Ülkemiz kişi başı düşen hekim sayısı açısından OECD ülkeleri içinde en alt sıralarda yer almaktadır. Bu duruma tıp fakültelerinin sayısı artırılarak çözüm bulunmaya çalışılsa da tıp eğitiminde yaşanan sorunlar ciddi boyutlara ulaşmıştır. Buna karşın ülkede hem siyasal hem ekonomik alanda yaşanan sıkıntılar, hekimlik mesleğinin itibarsızlaştırılması, hekim emeğinin değersizleştirilmesi, sağlıkta şiddettin giderek artması, yeni mezun hekimlerin ciddi bir gelecek kaygısı yaşamasına ve bu ülkede hekimlik yapma umudunu kaybetmelerine yol açtı. Yurt dışına genç hekim göçüne baktığımızda katlanarak bir artışı üzülerek görmekteyiz. “Beni Türk Hekimlerine Emanet ediniz! “anlayışından Giderlerse, gitsinler! yaklaşımına evrilen anlayış bu konudaki karamsar düşüncelerimizi daha da pekiştiriyor. 

Sağlık sistemindeki nitelikli insan gücünün azalması sağlığa erişimi zorlaştıracaktır. Bu sorunu   ithal hekimlerle çözmek düşüncesi piyasacı sağlık anlayışının bir ürünü olarak gündeme getirilmektedir. Bu haliyle ye hasta olmamayı dilemek ya da bu sistemi değiştirmek zorundayız.

İnternet sitenizde, “TTB olarak Sağlık Bakanlığı tarafından 6 Ekim 2022’de Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde yapılan ve muayenehanesi olan hekimlerin mesleklerini serbestçe yapabilmelerini engelleyip hastaneler zincirinin sömürüsüne terk eden düzenlemelere karşı 12 Ekim 2022 tarihinde Danıştay’da dava açtı” açıklamasında bulunmuşsunuz. Yönetmeliği açıklar mısınız? Ne gibi kısıtlama ve sömürü mevcut?

Genel olarak baktığımızda iktidar, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı uygulamaya başladığı ilk günden itibaren mesleğini serbest olarak icra eden hekimlerin uygulamalarını sınırlandırmaktaydı. Son olarak 6 Ekim 2022 tarihinde Özel Hastaneler Yönetmeliği ve Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Yönetmeliği’nde değişiklik yapan yönetmeliği yürürlüğe koymuştur. Söz konusu değişiklikle mesleğini muayenehanelerinde serbest icra eden hekimlerin özel hastanelerde hastalarının tedavilerini gerçekleştirebilmeleri ilgili branşta boş uzman hekim kadrosunun bulunması ve özel hastane ile sözleşme yapması şartına bağlamıştır. Söz konusu şartların sağlanabilme olanağının son derece sınırlı olacağı, hatta kadro sayısına dayalı hesaplama nedeniyle neredeyse olanaksız olacağı açıktır. Şu anda ülkemizde var olan durum göz önüne alındığında yaklaşık 7bin olan muayenehane hekimlerinin ancak beş yüzünün özel hastanelerle sözleşme yapabileceği hesaplanmaktadır. Bu da Anayasal olarak kabul edilmiş, devletin asli görevi olan çalışma hakkının, devlet tarafından engellenmesidir.  Kişinin maddi ve manevi varlığını gerçekleştirme olanağı ile bağlantılı olması çalışma hakkının temel insan haklarından kabul edilmesini getirmiştir. Bu bağlamda her meslek sahibi gibi hekimler de hak öznesi olarak mesleğini özgürce ve sınırlanmaksızın gerçekleştirme hakkına sahiptir. Bireyin kimliğinin parçası olan mesleğini yapmasının engellenmesi kişiliğin zedelenmesini de getireceği unutulmamalıdır. Mesleklerini serbest icra etme bağlamında getirilen bu kısıtlama bir taraftan hekimleri zincir hastanelerin sömürüsüne açık hale getirirken diğer taraftan da özel hastanelerin tekelleşmesine neden olacaktır. Konu hastalar açısından ele alındığında ise hasta hakları içinde yer alan hekim seçme özgürlüğü de sınırlandırılmış olacaktır. Özel hastanelerle sözleşme yapılamadığı için planlanmış olan bazı tedavilerin gerçekleştirilememesi sağlık hakkına erişimin engellenmesine neden olacaktır. Ayrıca yine yönetmelikte yer alan hastanın bilgilerinin tedavi olacağı özel hastane veya tıp merkezine, Muayene Bilgi Yönetim Sistemi (MBYS) üzerinden gönderileceği bilgisi de hukuka ve mesleğin etik ilkelere aykırı şekilde hasta mahremiyetini zedeleyecektir. Tüm bunların yanı sıra mesleğini icra edemediği için muayenehanelerin kapanması sonucu işsiz kalacak ve yoksulluğa itilecek meslektaşlarımız ve çalışanları olacaktır. Boş kadrosu olmaması nedeniyle sözleşme yapılamadığı için muayenehane hekimlerinin hastalarını kabul edemeyen ve bu nedenle yaşadıkları gelir kaybı sonucu birçok küçük ölçekli özel hastane, tıp merkezi kapanma durumuna gelecek, bu durum da işsizliği ve tekelleşmeyi körükleyecektir. Diğer taraftan söz konusu yönetmelik değişikliğinin, muayenehane hekimlerinin sağlık turizmi ile elde etmeye çalıştıkları kazançlarına da göz dikilmekte olduğunu düşündürtmektedir. Sağlık ortamında başta şiddet ve sağlık hizmetlerine erişim noktasında devasa sorunlar yaşanırken, insan haklarına, mesleki değerlere ve hukuka aykırı, mesleki bağımsızlığımızı zedeleyen söz konusu yönetmelik değişikliği kabul edilemez ve ivedilikle geri çekilmelidir. Konu ile ilgili TTB ve Tabip Odaları olarak meslektaşlarımızla dayanışma içinde sürdürdüğümüz mücadelemizi, TTB’nin 12 Ekim 2022 tarihinde Danıştay’da açtığı dava ile hukuksal boyutuyla da güçlendiriyoruz. Benzer şekilde en kısa zamanda Antalya Tabip Odası olarak biz de yönetmeliğin iptali istemiyle dava açacağımızı belirtmek isterim.

  • İzlenme: 127